|
KÜTAHYASPOR'UN KURULUŞUNDA BULUNAN CANLI TANIĞIMIZ....
1929 yılında Kütahya'da doğdu.1952 yılında İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun oldu.
Savcılık ve avukatlık yaptıktan sonra 1993 yılında ise emekli oldu.
* * *
KÜTAHYASPOR'un kuruluşunda , Belediye Başkanımız, aynı zamanda
KÜTAHYASPOR'un İLK KULÜP BAŞKANI Abdurrahman KARAA'nın hemen yanı başında idi.
Bu kişi, o sırada Kütahya ilinden Yetişenler Derneği Genel Başkanı olan sevgili Avukat Mustafa PEÇEN Ağabeyimiz'den başkası değildi.
Evet...44 yıl öncesini yadetmek için buluştuk.
Buna, "ziyaret ettik" te diyebiliriz..
Sağolsun, bizim için, yani KÜTAHYASPOR'umuz için geldi.
Yanlış anlamayın. Biz onun ayağına gittik.
80 yaşını geçmiş, KÜTAHYA'nın tarihini bilen adam...
Bize , yani Sait AKSÖZ ve Ahmet EREN'e
KÜTAHYASPOR'un kuruluşunu ve İlk Yönetim Kurulundaki görevini anlattı.
* * *
O zamanki federasyon başkanı rahmetli Orhan Şeref Apak'ın Kütahya'yı, Kütahyaspor'u
kurdurmak için ziyaretini anlattı. "Şerefine Şeker Fabrikası'nda bir yemek verdik.Yemekte
bazılarımız onu bol bol onere ettiler ki, takım kurulurken bize yardımı olsun diye..Orhan
Bey, öyle tecrübeli adam ki, biz onu ikna edemedik, o bizi ikna etti.Biz, takım kurmanın ve
bunu sürdürmenin zorluklarından yani maddi açıdan çok çekiniyorduk.Onun, federasyonun
bizlere yardımcı olmasını istiyorduk.o ise, bizi, 2.ligin yükünün fazla olmayacağını, bu ligin
1.ligin alt ligi olacağınını ve futbolcuların hep bir üst lige satılarak maddi yükten kurtulunacağını
söyleyerek ikna etti.Korka korka tamam dedik.Para yoktu.Amatörlerimizden bir takım
oluşturup yola çıktık.O yıl öyle bir takım yapmışız ki, Tüm Türkiye'de ses getirdi..
Rahmetli Belediye Başkanımız Abdurrahman Kara'a çok birleştirici bir adamdı..
Bakın kurucular listesine...Her kesimden insan bulursunuz..Bu böyle olmalı..
Belediye Başkanları, şehrinin insanlarını, ne olursa olsun birleştirmeli
ve bir amaç doğrultusunda onlarla birlikte çalışabilmelidir.
5-6 sene hep kafaya oynayan bir takım yaparak ilk 3 arasında yer aldık.
Biz, ayak oyunlarını bilmediğimiz için, tüm Türkiye'nin en beğendiği takım olan
Kütahyaspor'umuzu bir türlü 1.lige çıkaramadık..
Şimdi lafın başına dönelim,
O.Şeref Apak Beyefendinin bizi ikna edici cümleleri olan o fazla sıkılmayacaksınız,
alt yapı olacaksınız cümleleri havada kaldı.Sebep; iller arası rekabet...
Bu rekabet tüm takımlara bol para harcattı.
Daha ünlü, daha iyi futbolcu almak isteği doğdu.O yıllarda bu istek
her ilin takımında oluştu ve bu yüzden büyük paralar harcanarak 5-6 yılda takımlar
adeta bitti. Biz daha çok Balıkesir ile mücadele verdik.Öyle iyi futbolcularımız vardı ki,
Galatasaray'a , Beşiktaş'a sattık.Ama sonuç....
İşte 44 yıl sonra bugünkü durum..
Takıma sahiplenen yok...O kuruluş yıllarının hırsının yarısı şimdi olsa,
bu takım yine herkesin dilinde olur..
Öyle başarılı olmak istiyorduk ki, 3-4 tane 1.lig hocasıyla çalıştık.
Ama, yıllar geçtikçe, hırsların bitmekte olduğunu, geri çekilmelerin başladığını gördük.
Yük, hep aynı kişilerin üzerinde kaldı.Paylaşma bitti.Aynı kişiler de usandı."
* * *
Biraz soluklandıktan sonra anlatmaya devam etti:
"O ilk yıllarda, Kütahyaspor'da görev alan kişiler, hep önemli kişilerdi.
Başta rahmetli Belediye Başkanımız Abdurrahman Kara'a olmak üzere çok fedakarlıklar yaptık.
Kaynaklar bitince, eller cebe meselesi gündeme gelir.
işte burada çok fedakarlıklar yapıldı.Ama hep aynı kişiler usandırıldı.
Rahmetli Kara'a, görev alacak kişileri özenle seçerdi..İşte bende sonraları yönetimden
ayrılarak denetleme kurulunda bir müddet görev yaptım.
Biz görevdeyken, öyle üstün körü transferler yapmazdık.
Futbolcularımız çok iyiydi.onların hemen yanlarında rahmetli Erol BEYDAĞ vardı.
Onlarla hep ilgilenirdi.Ayrıca Erol, futbolcudan çok iyi anlardı.
Transferleri beklemeden, nasıl yapardı bilmem , şurada şu tip topçu,
burada bu tip topçu var diye bize rapor eder, biz de onları transfer ederdik.
Hep iyi futbolcu bulurdu.Kaptan Levent,İhsan, Sarı Ahmet, Pele Kemal, kaleci Ekrem,
Halil Çavuş...Bunlar gayet iyi topcularımızdı..
Çok hocayla çalıştık.1.ligden Mersin idman Yurdu'nun hocası Eşfak Aykaç ile anlaştık zor bela.. . Çok masraflı olacaktı ama yine de iyi sonuç almak için anlaştık.
Hatıradır anlatayım, her hafta toplantılarımızı yapıyoruz.
Toplantıya girince masanın üstünde 5-6 tane rapor oluyor.Bakıyoruz,
Eşfak Hoca'nın futbolcularla ilgili bir haftalık raporları..
Şu şurda şunu yaptı,bu burda bunu yaptı, ceza verin filan...
Bu bir kaç hafta böyle olunca, ben kızdım, hocaya dedim ki, 'Hocam, biz ceza
kurulumuyuz burada...Çok önemli bir şey olursa sen bize rapor verirsin.
Bu yazdıkların senin bize getirmeden halledebileceğin şeyler..
Biz seni bunun için görevlendirdik filan diye çıkışmıştım hocaya..."
* * *
Peki ne olabilir bu Kütahya'da diye sorduk...
Tecrübelerine dayanarak iki şey söyledi bize..
"Kütahya'da cemiyetcilik zayıftır..Kurarsın cemiyeti, başkan kim..Filanca..Bitti..Artık o
andan itibaren diğerleri başkanın üzerine yükü atıp çekilirler.Başkan ve yanındaki bir kaç
kişi götürebildiği kadar götürür, taki usanıncaya kadar..Malını mülkünü heder eder adam.
Kimse dönüp te bakmaz"
Bir de şu var:Cemiyetlerimizin eğer mal varlığı varsa, orası yaşar.Mal varlığı olmayan
cemiyetlerimiz böyle ite kaka gider ve ağlanacak hale gelir"
* * * Bu örneklerinin üstüne söylenecek şey bulamadık.....Tam, Kütahya'mızın tarifiydi...
Yine de ümitli olmamızı istedi, inşallah eski günlere,
Kütahya'nın ayağa kalktığı günlere dönersiniz, dedi...
İnşallah dedik ve kendisine teşekkür ederek vedalaştık...
* * * RÖPORTAJ:Ahmet EREN RESİM:Sait AKSÖZ
|