BİR YOL HİKAYESİ !...(19-02-2008)
Pazar, 30 Kasım 2008 21:43

 ÇOK KARA KIŞLAR GÖRDÜK ......
(ACISIYLA...TATLISIYLA... 29 SAATİN 19 SAATİ YOLLARDA GEÇMEK !....)

 

Grup Mavi Şimşek yine takmış kafaya.... Gidecek....
Konya'da takımını destekleyip,
alınacak galibiyete katkıda bulunacaktı..

Kar - soğuk bastırınca caymak olursa , nerede kalırdı 
"Yağmurlarda  çamurlarda.... Kütahya'da deplasmanda" sloganın anlamı?..

Yola çıkılacaktı... Ama daha erken..
Konya'ya yavaş yavaş gidilecek ve sabah Konya'da olup, gerekirse ,
Belediye işçisi gibi temizleme çalışmaları yapılacaktı..
Akıllarda o vardı.Çünkü Kütahyaspor taraftarı , bunu çok yaptı!

Saatler geçmedi.... Yollar bitmedi.... Konya tabelası bir türlü gözükmedi!..
Hava aydınlandı.. Karınlar acıktı ama,
 Grup Mavi Şimşek otobüsü hala yollardaydı..
Nihayet , kazasız belasız Konya'ya varıldı..

O da ne?.. Heryer  bembeyaz..
Daha gece ikide kupkuru olduğunu öğrendiğimiz  Konya,
Balkanlardan gelen yoğun kar yağışının etkisinde kalmasın mı?...
 " Eh be kardeşim.. Yıllardır hep bu soğuk oradan geliyor..
Öğrenemediniz mi daha.... Kalın bir branda çekseniz Balkanlar'a ....
Olmayacak böyle Konya "  esprisinin kahkahaları, uyuyanları da uyandırdı..

Kamyoncuların bulunduğu bir yerde çay molası verildi.
Birer , sıcacık cam bardak çayını içen otobüse bindi de... 
Çay tiryakileri geri dönmek bilmedi..
Bizim Gökhan'ın aklına gelen sanki kimsenin aklına gelmezdi:
" Kornaya basalım " dedi ...
Minik  (Onda otobüscülük te var ya...) "Gökhan! Basma , donmuştur o ! "
dese de nafile..
Gökhan bu bi kere.. Dinler mi kimseyi?

Basar basmaz korna takılı kalmasın mı?

Aralıksız  korna sesi , ıssız  dağların beyazlığını titretirken,
 6.bardak çayını  içmekte olan ÇAYKOLİKLERİMİZ bile 
alel acele otobüse  koşuşturdular... Ama gel gelelim , bu iş böyle olmaz...
Korna bir türlü susmuyor ...Yırtıyor dağları...
"Ambulans gibi bağırta bağırta sirenle gidelim " diyen dahice
fikirler de çıkmadı değil aslında..

Neyseki , onu da hallettik  ama , soğuktan da epeyce etkilendik..
Başladı başka espriler..

"Gökhan ! Bir de şu kaloriferlerin biyerine basta,  takılı kalsın ...
Hiç durmadan ısıtsın..Donacağız  valla"  diyenlere mi gülersin...
O  kadar karı görünce ''Ya maç oynanmazsa"nın
 derdine düşeni mi ararsın...

Tüm bunlardan sonra,  tekrar yollara düşmek ,
o anda yapılacak en mantıklı iş olduğundan bastık yine gaza..

" Ne olursan ol yine gel " demiş ya Hz. Mevlana...
Eee... Biz de Grup Mavi Şimşek olarak , herkesin gittiği bu
mübarek yere  biz de gidelim dedik, buralara  kadar gelmişken..

Ama aç karnına da olmuyor ki  hiç...Milletin aklı midesinde....
Tam karşıda  da pideci..
Doluştuk içeriye..
Saat sabah 09.00..
9 saattir yoldayız...Kurt gibi acıktık..Pideler sipariş edildi de...
Hani nerede?... Açlıktan öleceğiz..

Birisi hemen sordu  pideciye : " Abi ! Konya Şeker Sahası nerede?"..
Cevabı alınca bir başkası sordu  bu defa....
" Abi!.. Konya Atatürk Stadı nerede? "..
Dayanamadım karnımın gurultusuna... Atladım hemen..
" Onları boşver de abi, bizim pideler nerede? ".....

En az , "kara tren" kadar tehir yapan pideler , sonunda önümüze geldi..
Karnımız da...Gözümüz de  doydu.. Geçtik hemen karşıya..
Mevlana Türbesi'ne girince , elbette duruma uygun davranıldı..
Ciddi ifade takınıldı... Sesler kesildi..
Herkes dikkatle inceledi gördüklerini..
Bazılarının fotoğraf çekme merakı ise,
oradaki yasaklara  takıldı..
Dualar edildi... Gelindiği gibi sessizce gidildi..

Şimdi nereye?....
Haydi stat temizlemeye !...

Konyalı yöneticiler orada..Stat temizlenmiyor..
Üç-dört kişi sanırım içerde kar topu oynuyor..

Alosman Hoca diyor ki: "Abi bak !.. biz 40-45 kişiyiz..Sen bize bırak..
Bak o saha nasıl olacak!"
-Olmazzz! Biz temizleriz siz bizim sahamıza karışmayın!
-İyi de , biz bunu Kütahya'da hep yapıyoruz ne  var yani..Ücret istemeyiz !..
-Sen git Kütahya'yı temizle o zaman...

Hayydaa... Verdiği  cevaba bak...Gel çık işin içinden..

Makine gelecekmiş... O hemen temizleyecekmiş!
" Bizi düşündüler.. Yormak istemedikleri  için sokmadılar heralde"
 deyip geçiyoruz karşıdaki kahvehaneye....
Akabinde  Kütahyaspor otobüsü geliyor karşıdan..
Tezahüratlar, karşılamalar gayet güzel..

Hemen sonrasında kahvehanede sıcacık sobanın başında gülüşmeler...
Şakalaşmalar...
Tüm bunlardan sonra saat 13.00'te  yine sahadayız..

Eeee ?.... saha bıraktığımız gibi ama..

-Hani abi makineler?
-Konya Atatürk Stadyu'munda..
-Hani onlarla temizleyecektiniz..
-Bu maç oynanmaz beyler... Siz Kütahya'ya geri dönün!

-Yok olmaz artık... 9 saat yol geldik biz... Sahayı temizleriz...
İcabında yarını bekleriz.... Taraftarız biz... Cefayı çekeriz..

-Olmaz dedik ya kardeşim... Bu maç yarın da oynanmaz...
Siz sahayı falan boşverin..

Aşağıya tükürsen sakal, yukarıya tükürsen bıyık..
Ne yapacağız şimdi?

Haydi Atatürk Stadı'na..
O arada Ahmet Eren Abi arıyor..
-Rıdvan ! Kardeşim yayındayız..
-Abi Konyalılar sahayı temizlemediler, bize de temizletmediler..
Durumumuz belirsiz
 deyip, ayrılıyorum  yayından..

(Polemik olmuş heryerde..."Taraftar komplo teorisi üretmeyi sever kardeşim diye "..
Sevsinler seni...Böyle ahkam kesenler çıkıyor..)

Atatürk Stadyumu'ndayız..

Konyalılar orada.. Bize bakıyorlar şöyle...

Atkılarımızı beğenmişler meğer... "Abi nolur değişelim ya...
Renkler çok güzel" diye dolaşıyorlar etrafımızda.....
Eee... Bu sözlerden  sonra,
o atkılarımız boyunda kalır mı?

Her an kalabalıklaşan stat önünde köftelerimizi yiyoruz...
Ve bu maçı bekliyoruz..
Zira, bu maç oynanırsa Şimşek yarın Konya'da sahaya çıkacak!
O zaman dönermiyiz onca yolu geriye?

Saat 18.30 oldu, gireceğiz içeriye..
Maç yarın öğlene ertelendi...Hadi bu da ne şimdi..
Stattan tam 10 kamyon kar çıkmış, temizlenmiş ama bu kez de
yayında problemler olmuş bu maç iptal..

Ne yapalım çıktık bir daha yola..Haydi artık Kütahya'ya..

Kar bir yandan, tipi bir yandan, göz açamıyorsun..
Telefonlar geliyor, Konya yolları ulaşıma kapandı diye..
Ama yapacak birşey yok, açık bir delik bulmak gerek..

Tam dağlık bir yerde gidiyoruz ki
bir araba 5 metre aşağıya kara gömülmüş..İçinde de çocuklu bir aile..
Akut'un olmadığı yerde GMŞ görevde..
Üstler başlar çamur, ama içler rahat..
Araba ve içindekiler kazasız belasız dışarıya çıkartılmış..

Bunun mutluluğu hoşuna gidince herkesin, 1-2 km ilerde
bu kez bir minibüsü kurtarmak için can atanlar çıkıyor.. "Aç kapıyı kaptan !.."

Dakilar geçiyor ama olacak gibi değil..Çıkmıyor bir türlü..
Neyse GMŞ işi kolaylıyor ve haydi tekrar otobüse..

Uyuyorsun Konya'dasın..
Açıyorsun gözünü , Konya'nın köyündesin..
Uyuyorsun-uyanıyorsun , Konya Ilgın'dasın..
Bir daha uyuyup uyandığında Konya Akşehir'desin..

Ülke misin  be mübarek şehir..Bitmek bilmiyor..
Bir türlü gelemediğimiz Konya'dan bu kez de çıkmak mesele oluyor..

Neticede Afyon'u buluyoruz..Ama kaptan uykusuz..
Uyuması lazım..Yatıyor arkaya,
Afyon'un soğuğunda biz donuyoruz..
Neyse ki kaptan uykuyu biraz kandırınca, yola devam kararı çıkıyor..

Saat sabaha karşı 03.40 ve  "Grup Mavi Şimşek otobüsü
Fatih Mahallesi'nde(!) !.. Haydi uyanın beylerrr !.."
 sesine kalkan birisi  "Eyvah sen ne diyorsun Samet?
Beni neden Yenidoğan'da bırakmadınız ?"  diye sorunca başlıyor
Samet'te kahkaha..

Daha otobüs Altıntaş'a girmemiş..
Eh be Samet , böldün bizim  azıcık  uykumuzu!..

Sonuçta 04.30'ta Grup Mavi Şimşek Zafertepe'ye vardı..

Oh bee... Soğuğu bile bir başka Kütahya'mın..
Geldik işte memlekete..

İçteki  tek  burukluk , izlenemeden dönülen Kütahyaspor maçı olsa da
bir Konya gezisi böyle noktalandı işte..

Anlayacağınız; kar, kış, fırtına..GMŞ yine de yollarda...(19-02-2008)
******
 NOT:Bu yazı eski sitede 1671 kez okunmuştur.

Çarşamba, 30 Kasım 2011 23:39 tarihinde güncellendi
 

ZİYARETÇİ SAYACI

BUGÜN138
DÜN399
BU HAFTA537
BU AY10494
TOPLAM4500882

jbc vcounter

Şu An Kaç Kişiyiz

Şu anda 34 ziyaretçi çevrimiçi
Powered by ArtTree

İletişim